22 Eylül 2013 Pazar

Tatil isteyenlere özel :)


Bayramda tatile gitmek isteyenlere bir öneride bulunmak istiyorum. Gittiğim kısa turu size anlatacağım ki belki sizde görmek isterseniz gidersiniz :)

Sabah saat 07.30 da aracımız İstanbul Beşiktaş'tan hareket etti ve böylece Batı Karadeniz turumuza başlamış olduk.İlk durağımız Sakarya-Karasu Acarlar Longozu oldu.

Acarlar Longozu


Rehberimizin dediğine göre buradaki longozu ormanı diğer acenteler tarafından keşfedilmediği için İstanbul'a bu kadar yakın ve güzel bir yer, hala sessiz ve sakin. Açıkçası bence iyide yapılıyor o kadar güzel ki kimse keşfetmeden biran önce görülmesi gerekli gerçekten. Acarlar Longozu Dünyada ikinci sırada yer alıyor. Türkiye'de ise birinci sırada İğne ada yer almaktaymış.  
Hızlı bir tur atıldıktan ve fotoğraflar çekildikten sonra Sakarya Karasu merkezde ufak bir mola veriyoruz. 




Sakarya-Karasu

















Acarlar Longozu

















Yarım saat sonra aracımız hareket ettiğinde İkinci durağımız Düzce Akçakoca'ya doğru hareket ediyoruz.İlk olarak Akçakoca'nın tepesinde bulunan Ceneviz Kalesine uğruyoruz.Ki kale denildiğine bakmayın. Sadece bir parçası günümüze kadar ulaşabilmiş. Çok güzel bir deniz manzarası karşılıyor bizleri. Birde Dilek kuyusu var kalenin hemen yanında. Kuyunun dibinde bir çanak var.Attığınız parayı çanağa isabet ettirirseniz dileğiniz kabul oluyor(muş). Sakın paranızı kaptırmayın :)



Ceneviz Kalesi



Dilek Kuyusu
Ceneviz kalesini gezdikten sonra Akçakoca merkeze iniyoruz. Merkezi küçük ve gezilecek pek bir yeri yok açıkçası. Kendiniz aracınızla giderseniz yakın civarında görülmeye değer yerleri gezebilirsiniz. Bunu aklınızda bulundurun.

 Merkezde bizleri mimarisi çok ilginç Akçakoca Merkez Camii karşılıyor. Camii eski Yörük çadırlarının seklinde inşa edilmiş  ve oldukça dikkat çekiyor. 







Akçakoca (Merkez)


Akçakoca Merkezdeki serbest zamanımda etrafı gezerek hediyelik eşya neler var diye bakmak istedim. Ancak çok büyük bir yer olmadığından mı yoksa turizm gelişmediğinden mi tam olarak sebebini anlamış değilim ama bence orayı temsil eden Camii'nin, meydandaki heykelin, Akçakoca'nın genel görünümünün olduğu tek bir hediyelik eşya bile satılmıyordu. Umudumu kesince bir çay bahçesinde oturup çayımı içerken denizi izlemeyi tercih ettim. Manzarası gayet güzel ve huzurlu bir yerdi.




Bir saat kadar aradan sonra Zonguldak'a doğru yola çıktık. Burada rehberimiz  otobüs ile önlerinden geçerken madenlere inen asansörleri gösterip madencilik hakkında kısa bir bilgi verdi. Şehrin içinden geçerek Gökgöl Mağarasına vardık. Mağara 3200 metre uzunluğa sahip olduğu için ancak bir kısmını gezebiliyorsunuz. Rehberimiz mağaranın soğuk olduğu konusunda bizi uyarmıştı. Yanınıza hırka almayı sakın unutmayın. Titreyerek fotoğraf çekmeyi başardığıma seviniyorum. Bir yandan kısıtlı zamanda tadını çıkarmak ve bir yandan fotoğraf çekmek oldukça zor oluyor.




Mağara gezimiz bittikten sonra otelimize giriş yaptık. Otelimiz yeni Safranbolu diye geçen yerde ve modern mimarili bir oteldi. Akşam yemeği yendikten sonra ertesi gün sabah kahvaltısından sonra buluşmak üzere odalara geçildi. Ertesi gün 07.30 da sabah kahvaltısından sonra  yola çıkıldı. İlk olarak otelimize yakın olan Yörük Köyüne uğradık. Eskiden nüfus olarak fazla olan bu köy zaman ilerledikçe gençlerin okumak için şehirlere gitmesi ve oralara yerleşmeleriyle bir kaç aileye bırakılmış. Ve onlarda köylerini ayakta tutmak için turizmden elde ettikleri para ile çaba gösteriyorlar. Benim gittiğimiz yerler arasında gerek insanı gerekse yapılarıyla en çok beğendiğim yer burası oldu. Çok fazla detaya girmiyorum çünkü gidip görmeniz gerekli kesinlikle :)




Yörük Köyünü gezdikten sonra Kastamonu'ya doğru yola koyulduk. Etnografya müzesini gezip rehberimizin de anlattıklarıyla  Kastamonu hakkında yeterince bilgi sahibi olduktan sonra acıkmış karınlarımızı doyurmak için yemek arası verdik. Ben meşhur etli ekmeğini yemeyi tercih ettim ve gayet güzeldi. Belirlenen saatte Ayşe Bacı heykeli önünde buluşup  hatıra fotoğraflarımızı çektirdik. 



Sıra Safranbolu evlerini görmeye gelmişti. Bir kaç saat sonra Safranbolu'ya vardık. Gezdiğimiz yerler arasında turizm açısından en çok gelişen yer Safranbolu. Meşhur Safranbolu evlerini görmek için dünyanın dört bir yanından yüzlerce binlerce turist akın ediyor her sene. Adım atılacak yer yok diyebilirim. Yinede Hükümet Konağının olduğu yerden şehri tepeden görünce iyi ki gelmişim diyorsunuz. Tüm ihtişamıyla harika gözüküyor. Burada şehir ile ilgili bilgileri aldıktan sonra Safranbolu evinin içini gezmeye gittik. Burada kültürü ve geçmişten bu yana Safranbolu hayatını dinleyip öğrendik. Misal tepeden bakınca bir taraftaki evler Rum evleri ve diğer taraftaki evler Müslüman evleri olup mimarileri farklı ikisininde. Kapıda bir geyik boynuzu görüyorsanız  evde çok iyi bir avcı yaşamakta demekmiş. Bunun gibi daha bir çok farklı bilgileri öğreniyorsunuz. Ben çektiğim bir kaç fotoğrafı paylaşıyorum sizlerle.




Geyik Boynuzuna dikkat !!

Burada Türkiye'de bir ilk olan Kristal Terasla ilgili bilgiler almıştık. Ertesi gün dönüş yolunda uğramak istedi herkes.
 Ekstra tur  olsa da oraya gitmeyi ve görmeyi istedik. Rehberimiz de bizi kırmadı ve oraya götürdü. Tokatlı Kanyonu üzerinde 11 Metre uzunluğundan camdan terasa vardığımızda geldiğimiz için çok mutlu oldum. Bence harika bir yerdi.



Burada kısa bir süre kaldıktan sonra vakit kaybetmeden son durak olan Amasra'ya doğru yola çıktık. Uzun süren yolculuğun ardından Amasrayı tepeden gördüğümüz anda her şeyi unuttum diyebilirim. Rahmetli Barış Akarsunun dediği gibi toprak kokan bir şehir Amasra.

Tekne Turundan bir görünüm
Barış Akarsu Heykeli

Amasra'nın tepeden görünüşü







Burada balıklarımızı yedikten ve tekne turumuzu yapıp şehri gezdikten sonra İstanbul'a doğru yola çıkarak yolculuğumuzu tamamladık. Ne kadar anlatılsa da gezip görmek gibi olmuyor. En kısa zamanda gidilmesi gereken yerler arasında buralar. Sakın unutmayın :)



















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder