Düsünüyorum ama düsünmekten nefret ediyorum..
Bazen yardım ettiğim için kendimden nefret ediyorum..
Bazen huylarımdan nefret ediyorum..
Bazen insanlardan nefret ediyorum..
Bazen hiçbirşeyi ciddiye almayan insanlardan neret ediyorum..
Bazen sanki tek dertli kendisiymis gibi davranan insanlardan nefret ediyorum..
Bazen anlayıslı olmaktan bazen olmamaktan...
Bazen çekip gitmemek, bazen yalnız kalmaktan...
Bazen bazı şeylerden daha aklıma gelmeyen düzinelerce seyden nefret ediyorum...
Yinede tüm bu olumsuzluklara rağmen ben aydınlıga tutunuyorum...
27 Şubat 2014 Perşembe
15 Şubat 2014 Cumartesi
Acıya gülmek...
Acıya gülüp geçmek gerekir derler çok doğru derler...
En sevdiğim arkadaşım, can dostumun yaşadıklarından dolayı üzüldüğünü gördükçe güldürmek için elimden geleni yapmak istiyorum. Ama biliyorum ki içindeki acı geçmeyecek. Yine de olsun diyorum, gülmek her derde devadır derler elbet doğrudur. O kadarçabuk kırılıyoruz ve en ufak birşeyden mutsuz oluyoruz ki hayatmızın yarısı somurtarak geçiyor neredeyse. Oysa bir gülücük belki hayatın akışını değiştirecek.
Sonra diyorum ki umutlu oldukça, mutlu oldukça inanıyorum ki mutluluk gelip bizleri bulacak. Her şeye iyi bakmak gerekir diyorum bazen ama bazen de diyorum ki Pollyanna değiliz ki biz her şeye iyi bakalım. Filmlerde olur ancak o şekilde bir yaşam. Aklım bunlarla dolup taşarken ve bunları düşünürken beynimin içindeki tilkiler yorgunluktan uyuya kaldığımı hatırlıyorum defalarca...
Çocukları görüyorum bazen sokakta.. Bazen bir tanıdığın çocuğu... Düşüyor, canı acıyor belki gözleri doluyor, belki ağlıyor ama sonra yine gülüyor acısına rağmen.. İşte o zaman diyorum ki gerçekten mutlu olan tek bir varlık varsa o da o masum çocuklardır sadece.
Çocuk gibi gül yüzlü , güler yüzlü olmak dileğiyle ömrümüzce...
En sevdiğim arkadaşım, can dostumun yaşadıklarından dolayı üzüldüğünü gördükçe güldürmek için elimden geleni yapmak istiyorum. Ama biliyorum ki içindeki acı geçmeyecek. Yine de olsun diyorum, gülmek her derde devadır derler elbet doğrudur. O kadarçabuk kırılıyoruz ve en ufak birşeyden mutsuz oluyoruz ki hayatmızın yarısı somurtarak geçiyor neredeyse. Oysa bir gülücük belki hayatın akışını değiştirecek.
Sonra diyorum ki umutlu oldukça, mutlu oldukça inanıyorum ki mutluluk gelip bizleri bulacak. Her şeye iyi bakmak gerekir diyorum bazen ama bazen de diyorum ki Pollyanna değiliz ki biz her şeye iyi bakalım. Filmlerde olur ancak o şekilde bir yaşam. Aklım bunlarla dolup taşarken ve bunları düşünürken beynimin içindeki tilkiler yorgunluktan uyuya kaldığımı hatırlıyorum defalarca...
Çocukları görüyorum bazen sokakta.. Bazen bir tanıdığın çocuğu... Düşüyor, canı acıyor belki gözleri doluyor, belki ağlıyor ama sonra yine gülüyor acısına rağmen.. İşte o zaman diyorum ki gerçekten mutlu olan tek bir varlık varsa o da o masum çocuklardır sadece.
Çocuk gibi gül yüzlü , güler yüzlü olmak dileğiyle ömrümüzce...
12 Şubat 2014 Çarşamba
Her yer kan.. Her yerde katliam...
Bazen bazı şeyler olur ve şaşırıp yok artık dersiniz ya
hani. Ben o duygumu yitireli çok oldu...
Haberlerde Danimarka da Hayvanat bahçesinde Zürafayı
parçalayıp sırf hayvanat bahçesinde çok fazla Zürafa olduğu için Aslanlara,
kaplanlara yem yapmışlar. Şaşırmadım. Neden biliyor musunuz? Çünkü haberleri
her açışımda gerek ülkemde gerek dünyada bir günde onlarca hatta yüzlerce
kadının, çocuğun, erkeğin yahut herhangi bir canlının katledilip öldürülmesini
gördükçe hiç şaşırasım gelmiyor.
Biz ne zaman böyle olduk diye sormaktan beynim
yoruldu? Dünya ne zaman böyle yaşanmaz bir yer oldu? Ne zaman sokaklara
çıkmaktan korkar olduk? Sırf cinsel tercihi toplumun ahlak kurallarına uymuyor
diye insanları öldürür olduk? Sırf saçı sarı diye kadınları yargılar olduk? Hey
gidi dünya diyorum bazen. Sen hep böylemiydin de biz yeni anlar olduk. ...
2 Şubat 2014 Pazar
Günler.. Aylar..Yıllar...
Bir bakmışsın ki günler gecmiş . Hatta aylar ve yıllar...
Geriye dönüp baktıgında cok degil aslında bir 7 yıl öncesine belki .. Zamanın ne kadar cabuk gectigini görünce sasırıp kalıyorsun degil mi?
Ne zaman gecip gitti o merakla bekledigin 18 yaş?
Ne zaman ilkokulda evcilik oynarken üniversite bitti?
Ne zaman zaman akıp gecti de sen gercekten sevdin, asık oldun. Sevmeyi ögrendin ?
Ne zaman bu kadar büyüdün ve cevrendekiler, annen, baban herkes yaslandı hatta belki sen?
Bu aralar bunları düşünüyorum. Neden mi? Cünkü bir bakıyorsunuz ki dag gibi olan anneanneniz o koca cınar kücücük kalmıs ve siz onun koruyucusu olmussunuz. Bir bakıyorsunuz ki sizi tek eliyle kaldıracak olan o kadın gitmiş ve kaldırmaya bile korkar olmussunuz.
İçinizde bunları yasayanlar vardır elbet. Dede, anne, baba hiç fark etmez.
Sonra bir bakıyoruz aslında gördüklerimiz gelecekteki biziz. Bunu fark ediyoruz bir anda. Halbuki cok kücügüz degil mi? Ama hayat tokadını carparken yüzümüze yasımıza bakmıyor. Bizi kaybetme korkusuyla karsı karsıya getirirken gelecegide sorgulamamızı istiyor adeta.
Sonra bir şey oluyor. Ne mi? Hayatın kısa oldugunu anlayıp sevdiklerimize seni seviyorum dememiz gerektigini ve hiç birşeyi yarına bırakmamamız gerektigini anlıyoruz.
O kadar kısa ki hayat ve yıllar o kadar hızlı ki...
Sacın da beyazlar artmadan ne yapacaksan yap arkadas...
Geriye dönüp baktıgında cok degil aslında bir 7 yıl öncesine belki .. Zamanın ne kadar cabuk gectigini görünce sasırıp kalıyorsun degil mi?
Ne zaman gecip gitti o merakla bekledigin 18 yaş?
Ne zaman ilkokulda evcilik oynarken üniversite bitti?
Ne zaman zaman akıp gecti de sen gercekten sevdin, asık oldun. Sevmeyi ögrendin ?
Ne zaman bu kadar büyüdün ve cevrendekiler, annen, baban herkes yaslandı hatta belki sen?
Bu aralar bunları düşünüyorum. Neden mi? Cünkü bir bakıyorsunuz ki dag gibi olan anneanneniz o koca cınar kücücük kalmıs ve siz onun koruyucusu olmussunuz. Bir bakıyorsunuz ki sizi tek eliyle kaldıracak olan o kadın gitmiş ve kaldırmaya bile korkar olmussunuz.
İçinizde bunları yasayanlar vardır elbet. Dede, anne, baba hiç fark etmez.
Sonra bir bakıyoruz aslında gördüklerimiz gelecekteki biziz. Bunu fark ediyoruz bir anda. Halbuki cok kücügüz degil mi? Ama hayat tokadını carparken yüzümüze yasımıza bakmıyor. Bizi kaybetme korkusuyla karsı karsıya getirirken gelecegide sorgulamamızı istiyor adeta.
Sonra bir şey oluyor. Ne mi? Hayatın kısa oldugunu anlayıp sevdiklerimize seni seviyorum dememiz gerektigini ve hiç birşeyi yarına bırakmamamız gerektigini anlıyoruz.
O kadar kısa ki hayat ve yıllar o kadar hızlı ki...
Sacın da beyazlar artmadan ne yapacaksan yap arkadas...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)