30 Mayıs 2014 Cuma

Ben kimim?

Benim kim olduğumu, nereli olduğumu, ne iş yaptığımı bilmiyorsun.

Belki aynı gün doğduk seninle. Belki aynı anda aynı yerdeydik. Belki aynı okulda okuduk ama suratlarımıza bile bakmadık. Hemde bu kadar çok ortak yönümüz varken.

Kim bilir belki iyi bir okuyucusundur. Belki içindekileri yazmaya çalışıyorsun ama mcesaret edemiyorsundur. Boşver çünkü ben boşverdim. Korkmak, çekinmek bir işe yaramıyor şu hayatta. Başkalarının dediklerini çok fazla umursayarak yaşamak yaşamak değilmiş bunu geç olsada anladım.
Belki dediklerimi sadece okur geçer belki de dikkate alır ve içindekileri yazmaya başlarsın bilemiyorum.

Samimiyeti seviyorum ben. Tabi ki dozunda olacak her şey. Bu yüzden sen şeklinde konuşmam. İçinden gelerek günaydın demek gibi benim samimiyetim. Belki bir kolay gelsin demek..

Aralık doğumluyum ben. Yay burcu olmam zorlaştırıyor yaşamımı kimi zaman. Kimi zaman iyiki böyle olmuş diyorum. Burçlara inanmayabilirsin sorun değil. Bende çok inanmam zaten. Ama burcumu ve simgesini seviyorum. Amazon gibi hissediyorum kendimi kimi zaman. Güçlü ve durdurulamaz. İçimdeki öğrenme isteğini durduramıyorum. Az bile olsa herşeyden öğrenmek istiyorum. Adımdan kaynaklanıyor belki. Bilgelik önemli benim için. Adıma yakışmalı yaptıklarım. Ailem iyiki bu ismi seçmiş benim için. Babama teşekkür borçluyum biliyorum.

Yanlış olan taraflarım yok mu ? Var tabi ki. Hemde her insanda olduğu gibi fazlasıyla. Yalan söylemeyin kendinize. Oturup liste yapsanız iyiden çok kötü çıkarsınız. Bilerek yapmıyoruz elbet. Ama yapıyoruz işte. Babamız ya da annemiz içinden gelip sarıldığında kimi zaman karşılık vermiyoruz. Yardım ediyoruz diyoruz  ama salında bir kere edersek bin kere etmiyoruz. Bazen bir nasılsını bile sevdiklerimizden sakınıyoruz.  Evet gencim yapacak bir sürü şey var ama dengeleyemiyorum dediğin olmuyor mu hiç? Koşturmaktan yorulduğun? Şimdi orta yaş üstü yazımı okuyup belki derlerki  ne yorulması biz neler çektik. Keşke ama keşke ben olsaydım yerinizde. İnanın bilgisayar,internet,televizyan kısaca tüm teknoloji olmasaydı da keşke ben o ailesiyle iç içe yaşayan okumak için çabalayan, düşünceleri için daha çok hatta hergün savaşan ve bu uğurda ölen insanlardan olabilseydim. Hiç olmazsa boşunu olmazdı hayatım. Boş yaşıyor bizim kuşağımız hayatını. İçimizdeki direniş duygusu açığa çıksada yetmiyor bana. Gelişen hayatla beraber köreliyoruz sanki. Hatta sanki fazla.

Ben yinede şükür ediyorum sokakta oynayan son nesil olduğuma. Kusura bakmasın kimse ama aptallaştı çocuklar sayemizde. Hadi ağlama al sana televizyon. Yok ya !!! Bizim ana babamız bize televizyon mu açıyordu? Hatırlasanıza bir. bİzimle nasıl konuşurlardı. Ya arkadaş bizim oyunumuz kağıt kalemleydi. Mahallede ip atlayarak oynardık biz. Sosyaldik. Şimdiyi görünce yaşım genç bile olsa içim acıyor. Belki karşısındır görüşüme olabilir.

Sana tek bir şey soracağım Mutlu muydun ? Bir hatırla. Peki şimdi Mutlu musun ?

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Anne Babalara değil sadece lafım görüp SESSİZ kalanlara.

Her pazar ingilizce kursum için Beyoğluna gitmek zorundayım.

Normalde otobüs bekleyip tek vasıta ile gidiyorum. Ancak o gün biraz geç kalınca ve otobüste gelmeyince önüme gelen ilk Eiminönü otobüsüne bindim ve Karaköyde indim. Tünelle Galataya çıktım.

Sabah erken saat olduğu için pek bir sessizdi İstiklal. Önümde üç tane kız yürüyordu. İkisi lise öğrencisi tahminimce diğeri ufacık daha ilkokul öğrencisi belli. Arkalarından yürüyor ablalarının. Onlarda genç kız bakarlar mı yanlarına , arkalarına. Sohbet ediyorlar. Kızmadım kızamadım çünkü önce ana babalarındaydı suç. Çocuk kaçırma olaylarının bu kadar arttığı günlerde çocuğa çocuk emanet etmişler. Evet efendim lise öğrenciside olsa çocuk. Kazık kadar olmuş diyenler varsa bilsinler bunu. Geçip gidebilirdim ama ben SESSİZ kalmadım. Dedim ki ortanıza alın elini tutun kaçırrılar farkına varmazsınız. Belki derlerdi ki sanane!!! Ama demediler çünkü benim iyi niyetimi bildiler ve aralarına alıp teşekkür ettiler.

Ana babaları hata yapmış deyi göz yummadım. Vicdanım beni rahat bırkamayacak diye ben kelimelerimi saldım. Ve şimdi içim huzurlu. Böyle bir durum  olunca LÜTFEN SESSİZ KALMAYIN.

Bizler uyardıkça bu olayların önünüe geçeceğiz. Herşey bizlerin elinde.

Ablamızı, abimizi, arkadaşımızı, komşumuzu uyaralım. Hatalarını söyleyelim ki yapılmasın. Bir çocuğun hayatına sebep olmayalım.

15 Mayıs 2014 Perşembe

YANIYORUZ..

Soğuk birgünde kömür atarken ocağa aklımıza gelecek maden ocaklarında can verenler...

Bugün nasıl içimiz acıyla kavrulduysa, kor düştüyse yüreğimize o günde öyle olacak yüreklerimiz.
Gözler dolarken belki nedenini anlamayacağız. Sonra biran gelecek diyeveğiz ki kendimize bu kömürü çıkarmak için ölmüştü birileri. Tanımak zorunda değiliz ölenleri. Üzülmek için tanımak şart değil. Ağlamak için tanımak şart değil. İçimiz yanarken biliriz ki tanımak şart değil. Biliriz ki kader deyip geçmek bize yakışmaz. Biliriz ki bizler hataları görüp sesimizi duyurmak isterken susturulanlarız. Ve yine biliriz ki susmak bize yakışmaz.

Hepimiz bu adaletsiz dünyada yana yana kül oluyoruz...

Bazen diyorum ki neden ağlamıyorlar ölenlerimiz ardında? Şehitlerimizin ardından? Çocuklarımızın ardından? Düşünüyorum.. düşünüyorum..Düşünmekten yoruluyorum...  Bir cevap bulamayınca sessizce ağlıyorum..

Söylenmesi gereken kelimeler o kadar çok ki.. Yazarken bile boğazım düğümlenirken o kadar zor ki... Aynı duyguları paylaştığımızı biliyorum...İçimde ki yangını anlayanlar var biliyorum.. Acımız, çığlığımız bir....

Başımız sağolsun...